• Ana Sayfa
  • Hakkimizda
  • Üye Olun
  • Ziyaretçi Defteri
  • Forum
  • İletişim
  • Görsel Eğitim Setleri

  • _______________

    ZiyaretÇi BilgileRi 

    Bilgileriniz 

    » Bu sitemizi ziyaretin.

     

     

     

     

     

    PAYLAŞINN..!

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Paylaşıyorum

    Saglık-Bilim-Teknoloji

    Sağlık-Bilim-Teknoloji

    Prof.Dr. İ. Hakkı İHSANOĞLU

    Hayat Tarzındaki Değişiklikler ve Şeker Hastalığı
    Yaşlılarda on tip 2 şeker hastalığı vakasından dokuzu, hayat tarzının sağlıklı yönde değiştirilmesiyle engellenebilir. Neticeleri Archives of Internal Medicine'de yayımlanan bir araştırma, beş hayat tarzı faktörünün (fizik aktivite eksikliği, diyete dikkat etmeme, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık) bir arada bulunmasının 65 yaş üstündeki erkek ve kadınlarda yeni şeker hastalığı vakalarının % 90'ından mesul olduğunu gösterdi. Çalışmaların geneli, gençlerde şeker hastalığının önlenmesi üzerine odaklanmakla birlikte, hayatın sonraki dönemlerinde müspet yönde bazı değişikliklerin yapılması da, tip 2 şeker hastalığı gelişme riskinin azalmasına vesile olabilir. Tip 2 (yetişkin tip) şeker hastalığı, en sık görülen şeker hastalığı tipidir. Söz konusu araştırmada yaşları 65 ve üstü olan 4.883 erkek ve kadın 10 yıl süreyle takip edildi. Takip sırasında 337 yeni tip 2 şeker hastalığı vakası teşhis edildi. Ortalamadan fazla kas aktivitesi yapanlar, liften yana zengin, doymuş ve trans yağlardan ve şekerden yana fakir beslenenler, alkol ve sigara kullanmayanlar, vücut kütle indeksi 25'ten, bel çevresi kadınlar için 88, erkekler için 92 cm'den küçük olanlar düşük riskli grup kabul edildi. Çalışma sonunda düşük riskli grubun tip 2 şeker hastalığı riskinin % 89 daha az olduğu bulundu. (WebMD Health News 27.04.2009)

    Kahverengi Yağ Dokusu ve Fazla Kilolar
    Vücudunuzdaki kahverengi yağ dokusunun aktive edilmesiyle her yıl yaklaşık 4 kg zayıflayabilirsiniz. Kahverengi yağ dokusu, vücudumuzda çok daha fazla bulunan (beyaz) yağ dokusundan farklıdır. Kahverengi yağ dokusunda kullanılan enerjinin büyük kısmı ısıya dönüşür ve bebeklerde bu ısı vücudun sıcak tutulmasında rol oynar. Yakın zamana kadar ilim adamları büyüme sırasında kahverengi yağ dokusunun giderek azaldığını ve yetişkinlerde kâfi miktarda kahverengi yağ dokusu bulunmadığını düşünüyorlardı. Neticeleri New England Journal of Medicine'de yayımlanan üç araştırma, yetişkin erkek ve kadınların yarısından fazlasında, uyarıldığında önemli miktarda beyaz yağ dokusunun kullanılarak azalmasına yol açacak kadar kahverengi yağ dokusu bulunduğunu gösterdi. Bu çalışmalar zayıflarda şişmanlara, kadınlarda erkeklere, gençlerde yaşlılara, kan şekeri normal olanlarda yüksek olanlara göre daha fazla kahverengi yağ dokusu bulunduğunu ortaya koydu. Soğuğa maruz kalma gibi yollarla kahverengi yağ dokusu aktif hâle geçirildiğinde, vücudun enerji harcaması artmakta ve böylece kişi beyaz yağ dokusunu kaybederek zayıflamaktadır. 50 gram kahverengi yağın aktif hâle geçmesi bile, kişinin toplam istirahat metabolik hızının beşte biri kadar enerjinin harcanmasına yol açabilecektir. (WebMD Health News 08.04.2009)

    Yosunlara Karşı Ultrasonik Dalgalar
    Göl ve denizlerde bazen 'kırmızı akıntılar' (red tides) olarak da isimlendirilen yosunlarla karşılaşılır. Bu yosunlar, nörotoksin üreterek gıda zincirine; çok fazla oksijen tüketerek de bölge ekolojisine zarar verir. Böyle bir yosun istilâsına karşı en emniyetli yol, genellikle istilânın kendiliğinden geçmesini beklemektir ki, bu da yosunların getirdiği zararların peşinen kabul edilmesi mânâsına gelmektedir. Zîrâ bu yosunlarla mücadele için geliştirilmiş herhangi bir metot bugüne kadar bilinmiyordu.

    İngiltere'de, Hull Üniversitesi'nde bir grup araştırmacı sözkonusu tehlikeyi ultrasonik dalgalarla engellemeye çalışıyor. Çalışmanın yöneticisi M. Postema, bu mücadele şeklinin bilindiğini ancak neticelerin çok karmaşık olması sebebiyle mekanizmanın anlaşılamadığını belirterek, çalışmalarının başarısını ifade ediyor. Postema'ya göre yosunlar su üstünde, alt taraflarındaki 'heterosist' olarak bilinen, nitrojen gazı kabarcıkları barındıran hücreler sayesinde duruyor. Çalışmada ultrasonik basınç ile bu hücrelerin parçalanması hedeflendi. Bu basıncın frekansı hücrenin fizikî büyüklüğüne bağlı olarak, bir rezonans meydana getirmeliydi. Bu hücreler parçalandığında, yosun su altına batacak ve güneş ışığı bulamadığı için canlılığını yitirecektir. Bu maksat ile üç farklı frekans, insana temas ettiğinde nefes problemlerine ve karaciğer kanserine sebep olan zararlı yosunlardan 'anabaena sphaerica' üzerinde denendi. Her frekansta belirli bir tesir görülse de, 1 Megaherz'lik frekans en tesirli olanı idi. Bu frekans değeri, yosundaki hedef hücrenin çapı ile bir rezonans sağlıyordu. Çalışmanın bundan sonraki bölümünde, bu dalgaların diğer su canlıları üzerinde ne tür tesirlere yol açacağı araştırılacak. Zîrâ oldukça yüksek yoğunlukta uygulanan ultrasonik dalgalar, su içinde ilerleyerek, diğer canlılara da tesir eder. Bu dalgalardan zarar görmesi istenmeyen canlılardaki heterosist hücrelerin, hedef yosunlardakiler ile farklı boyutlarda olması ve tesir görmeyecek olması netice üzerinde heyecan duyulmasına vesile oluyor.
    Applied Acoustics, DOI: 10.1016/j.apacoust.2009.02.003





    Bu sayfa hakkında yorum ekle:
    İsmin:
    Mesajınız:

    azizyilmazcom.tr.gg
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=