• Ana Sayfa
  • Hakkimizda
  • Üye Olun
  • Ziyaretçi Defteri
  • Forum
  • İletişim
  • Görsel Eğitim Setleri

  • _______________

    ZiyaretÇi BilgileRi 

    Bilgileriniz 

    » Bu sitemizi ziyaretin.

     

     

     

     

     

    PAYLAŞINN..!

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Paylaşıyorum

    Hz. Isa'nin Semaili

    Hz. İsa'nın Şemâili

    Ahmet Çetinkaya






    Biz müslümanların Hz. İsa’ya karşı saygımız sonsuz olduğu gibi, O’nun getirdiği mesajın, bugünkü batı medeniyetinin önemli bir rüknü olduğunda da şüphemiz yoktur. Evet, tarihçilerin ve medeniyet felsefecilerinin de ifade ettikleri gibi, eğer Hz. İsa ve O’nun getirdiği ruh ve mânâ olmasaydı, batı medeniyeti hiçbir zaman vücud bulamazdı; zira onun bir esası Grek düşüncesi (Matematik düşünce) diğer bir esası Roma hukuku olduğu gibi, önemli bir rüknü de gerçek mânâsıyla hıristiyan dinidir.


    Kur'ân-ı Kerîm'de mealen; "Nuh'a ve ondan sonraki nebîlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrâhim'e, İsmâil'e, İshak'a, Yâkub'a ve torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik."1 buyrulması, her bir peygamberin aynı özden geldiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), bütün peygamberlerin anaları ayrı, babaları bir kardeş durumunda olduğunu ve dinlerinin tek bir asla dayandığını vurgulamıştır.2

    Bu peygamberlik zincirinin bir halkası olan Hz. İsa da (aleyhisselam)3 Kur'ân-ı Kerîm'de en fazla bahsi geçen peygamberlerdendir. O; "Ey İsrail oğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim. Benden önceki Tevrat'ı tasdik etmek, benden sonra gelip ismi 'Ahmed' olacak bir resulü müjdelemek üzere gönderildim."4 diyerek Efendimiz'i müjdelemiş, Efendimiz de "Ben, Meryem-oğlu İsa'ya dünya ve ahirette insanların en yakınıyım."5 buyurmak suretiyle aralarındaki bu farklı kurbiyete dikkat çekmiştir.

    Hz. İsa'nın, henüz yeni doğmuş bir bebek iken dile gelip söylediği şu sözler, onu tanıtan iyi bir özet durumundadır: "Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber olarak görevlendirdi. Nerede olursam olayım beni kutlu, mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namazı ve zekâtı farz kıldı. Anneme saygılı, hayırlı evlât kılıp, asla zorba, bedbaht ve hayırsız biri yapmadı. Doğduğum gün de, öleceğim gün de, kabirden kalkıp dirileceğim gün de selâm üzerime olsun! ... İyi bilin ki Allah benim de Rabb'im, sizlerin de Rabb'idir. Öyleyse yalnız O'na ibadet ediniz. Doğru yol budur."6

    Kur'ân-ı Kerîm'de hakkında pek çok bilgi bulunan Hz. İsa'nın beden özelliklerini gösteren bir kayda rastlanmamaktadır. Zaman zaman bazı kişilerin mesih iddiasıyla ortaya çıkmaları, ayrıca bazı hadîslerde Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar dönüşünden bahsedilmesi, onun şemâili hakkındaki merakı artırmaktadır. Kur'ân'ın yer vermediği bu bilgiyi hadîslerde bulmak mümkündür. Peygamberimiz, bir yandan mazinin derinliklerine giderek Hz. Âdem'e (aleyhisselam) kadar bütün enbiyâyı hem de şemâili ile anlatmış, diğer yandan nazarlarını istikbale çevirip mahşere, Cennet ve Cehennem'e kadar her şeyi göz önüne sermiştir.7
    Peygamberimiz'in şemâilinin Sahabe-i Kiram tarafından en ince teferruatına varıncaya kadar kayda geçirilip günümüze ulaştırılmasına mukabil, Hz. İsa hakkında durum böyle olmamıştır. Bununla beraber Hz. İsa'nın beden yapısına, saç ve yüz özelliklerine dâir bir kısım hadîs rivayetlerinde bazı ayrıntılar zikredilmektedir. Hz. İsa'nın şemailine dâir hadîslerde zikredilen özellikler temelde üç farklı hadîs grubunda yer alır:

    1- Mi'rac hadîsleri: İsrâ yolculuğu ve miracdan bahseden hadîs-i şerîflere göre semâda Hz. İsa ile karşılaşan Peygamberimiz, onun bazı beden özelliklerini zikretmiştir.8

    2- Rüya hadîsleri: Peygamberimiz bir rüyasını anlatır: Kâbe yanındadır ve bir zât görür. Yanındakilere onun kim olduğunu sorar; Hz. İsa olduğunu söylerler. Bu hadîsin bazı tariklerinde Hz. İsa'nın çeşitli fizikî özellikleri zikredilir.9

    3- Nüzûl hadîsleri: Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar döneceğine dâir hadîslerin10 bazı tariklerinde de Hz. İsa'nın bazı fizikî yönleriyle tasvirine rastlarız.11
    Hz. İsa'nın, şemâiline dâir bu üç grup hadîsten süzülen vasıfları şöyledir:

    a) Beden Yapısı
    Hz. İsa, boyu ve beden yapısına dâir baz
    ı özellikleri itibarıyla Peygamberimiz'e benzer. Onun boyu hakkında kullanılan "رَبْعَةٌ", "مَرْبوُعٌ" ve "مَرْبوُعُ الْخَلْقِ" tabirleri, "uzun-kısa arası", "ne uzun, ne kısa", "bâriz uzun değil, fakat uzuna yakın orta boylu" gibi mânâlara gelmektedir.12 Peygamberimiz'in boyu da benzer ifadelerle anlatılmıştır.13

    Yine Peygamberimiz tarif edilirken de zikredilmiş olan14 "ِعَريِضُ الصَّدْر" tabirinden Hz. İsa'nın "geniş omuzlu" olduğu anlaşılmaktadır.15 Hadîslerde hem Hz. İsa hem de Hz. Mûsâ için zikredilen "جَعْدٌ" kelimesi saç için kullanıldığında "kısa ve az kıvırcık saç" anlamı olmakla beraber,16 âlimlerin genel kabulüne göre bu kelime Hz. Mûsâ için "kısa ve az kıvırcık saçlı" mânâsında, Hz. İsa için ise "sağlam yapılı ve kuvvetli bir bedene sahip" anlamında kullanılmıştır.17 Nitekim "geniş omuzlu" ifadesiyle birlikte zikredilmesi de bu genel kabulü destekler.

    Hz. İsa hakkındaki bir diğer beden özelliği olarak "الْخَلْقِ مُبَطَّنُ" tabirine18 "normal zayıf" mânâsı verilmiştir. Ancak bu zayıflığın "açlıktan veya bir başka sebepten kırılacak derecede sıska" mânâsında değil, sadece "insanın aç iken görünümü"nü ifade anlamında olduğu belirtilmektedir.19 Peygamberimiz tarif edilirken de "ne zayıf, ne şişman", "karnı, göğsüyle aynı hizada; yani zayıf da değil, göbekli de değil" dendiği göze çarpmaktadır.20 Nitekim Münâvî, bu tabirin "karnın açlığından kinâye" olduğunu belirtmiştir.21 Hz. İsa'nın geniş omuzlu ve kuvvetli bir bedene sahip olduğu da hesaba katıldığında onun "sıska ve çelimsiz" denecek bir zayıflıkta olmadığı açıktır. Buna göre Hz. İsa'nın gövdesinin, göbek vs.. ilâvelerden uzak fıtrî ve ideal bir görünüm arz ettiği anlaşılmaktadır.

    b) Saçı
    Hz. İsa'nın saçı "rüya hadîsleri"nin bazısında "لَهُ لِمَّةٌ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ اللِّمَمِ =Kulaklarına inmiş öyle saçları vardı ki daha güzelini görmemişsindir." ifadesiyle tarif edilmiştir.22 "لِمَّة" tabiri, "kulak memesini kapatıp yanlardan aşağı sarkan, fakat omuzlar üzerine yayılmamış saç" mânâsına gelir –omuzları da kaplayan saç için, "جُمَّة" kelimesi kullanılır.23 Bir başka rivayette Hz. İsa'nın saçı "تَضْرِبُ لِمَّتُهُ بَيْنَ مَنْكِبَيْه" tabiriyle anlatılmıştır ki24 bu da saçların yanlardan omuzlar üzerine yayılmış değil de enseden omuzlar arasına değer vaziyette olduğunu ifade etmektedir. Nitekim Peygamberimiz'in saçı için de aynı tarifler yapılmaktadır.25

    Rivayetlerdeki "قَدْ رَجَّلَهَا فَهِيَ تَقْطُرُ مَاءً" ifadesi, "saçını taramış ve (sanki) saçından su damlıyor"26 durumda olduğunu belirtmektedir. Bu ifadeyi gerçek anlamında anlayanlar olmakla beraber, "ıslatıp öyle taradığını" düşünenler de vardır. Fakat genelde, "temizlik, parlaklık ve güzellik"ten kinâye olarak kullanıldığı söylenmiştir.27 "Nüzûl hadîsleri"nde Hz. İsa'nın saçını tasvir eden iki ilginç ifade de bu yorumu teyid eder. Bunlardan birine göre "إِذَا طَأْطَأَ رَأْسَهُ قَطَرَ وَإِذَا رَفَعَهُ تَحَدَّرَ مِنْهُ جُمَانٌ كَاللُّؤْلُؤِ =Başını eğdiği zaman su damlar, kaldırdığı zaman ondan inci gibi gümüş taneleri yuvarlanır.";28 diğerine göre ise "كَأَنَّ رَأْسَهُ يَقْطُرُ وَإِنْ لَمْ يُصِبْهُ بَلَلٌ =Başına su değmediği hâlde, sanki saçlarından su damlıyor gibidir."29 Şu hâlde, gerçekte su damlıyor olmasından değil, "damlıyor görüntüsü"nden söz edilebilir. Zaten saçtan gerçekten su damlıyor olması, Hz. İsa'nın, "saç şekli kendisine çok yakışan insan olarak tanımlanması"yla bağdaşmaz.

    Öte yandan, her üç grup hadîste de Hz. İsa'nın saç şekli hakkında, " سَبْطُ الشَّعْرِ","سَبْطُ الرَّأْسِ" gibi tabirler kullanılmıştır.30 "سَبْطٌ" tabiri, "kısa ve az kıvırcık" mânâsına gelen "جَعْدٌ" kelimesinin aksine "düz-sarkık" anlamındadır.31Hadîslerin çoğunda Hz. İsa'nın saçı bu tabirle ifade edilmesine karşılık, bazı hadîslerde "جَعْدٌ"32 ve "جَعْدُ الرَّأْسِ"33 gibi tabirler de yer alır. "جَعْدٌ" tabiri saç için kullanıldığında, "düz-sarkık" kelimesinin zıttı olarak "kısa ve az kıvırcık" mânâsına gelmektedir.34 Hz. İsa'nın saç şekliyle ilgili çelişki gibi duran bu iki farklı tarif, onun saçının farklı zamanlardaki görünümü35 veya "جَعْدٌ" kelimesine yüklenen farklı anlamlarla ilgilidir. Araplar "جَعْدٌ" kelimesini erkekler hakkında hem medih hem de zem için kullanırlar. Zem için kullanılırsa biri "kısa boylu" diğeri de "cimri" mânâsına gelir. Medih için kullanıldığında ise biri, "sağlam yapılı ve kuvvetli bir bedene sahip"; diğeri, "kısa ve normal kıvırcık" mânâsındadır. Az kıvırcık saçın medih sayılması, Arapların genellikle düz saçlı olmamasından, yani hafif kıvırcık ve dalgalı saçların Araplarda makbul oluşundandır. Buradan hareketle Kadı Iyâz şu ilâvede bulunur: "Bu tabir, Deccal hakkında zem, Hz. İsa hakkında ise medih sıfatıdır."36

    Diğer taraftan Hz. İsa için kullanılan "الشَّعَرِ رَجِلُ" tabiri,37 onun saç şeklini daha net ortaya koymaktadır. Peygamberimiz'in saçı için de aynen kullanılan bu tabir,38 "yağla bakımı yapılmış ve taranmış saç veya bu saçın sahibi" mânâsına geldiği gibi, "ne dümdüz ne de aşırı kıvırcık; ikisinin ortası, yani hafif dalgalı saç veya bu saçın sahibi" anlamlarına da gelir.39 Nitekim Peygamberimiz'in saçı için "وَلَيْسَ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ وَلَا بِالسَّبْطِ =ne aşırı kıvırcık, ne de dümdüz"40 denilmesi de, bu sonraki anlamı pekiştirmektedir. Ayrıca pek çok hadîste Hz. İsa'nın saçıyla ilgili "düz-sarkık" mânâsındaki tabirler kullanılmasına karşılık, bunun zıt anlamındaki "جَعْدٌ" kelimesi sadece yedi rivayette geçmektedir. Kaldı ki, bunlardan da saçla irtibatlı görünen sadece bir tanesidir.41

    Bu açıklamalardan sonra Hz. İsa'nın saçıyla ilgili şunlar söylenebilir: Bakımlı, hafif dalgalı (ne dümdüz ne de aşırı kıvırcık), kulak memesini kapatmakla beraber yanlardan omuzlara inmeyen, fakat enseden iki kürek arasına değer vaziyette aşağıya sarkık şekildedir ve Hz. İsa'ya bu saç şekli oldukça yakışır durumdadır.

    c) Yüzü
    Rivayetlerde Hz. İsa'nın yüzüyle ilgili en göze çarpan hususiyet, onun "حَدِيدُ الْبَصَرِ=keskin bakışlı"42 olmasıdır.

    İkinci olarak, onun yüz rengiyle ilgili farklı ifadelere yer verilmiştir. Bunlardan renk bildiren "آدَمُ=toprak rengi"43 tabiri çok az rivayette geçmekte ve bunların bir kısmında "كَأَحْسَنِ مَا يُرَى مِنْ أُدْمِ الرِّجَالِ =Görsen, esmer erkeklerin en yakışıklısı dersin."44 şeklinde açıklama getirilmektedir. "أَبْيَض =beyaz"45 ifadesi ise tek başına bir hadîste geçmekte, bir başka rivayette bu beyazlık "kırmızıya çalar bir beyazlık"46 olarak kayıtlanmaktadır. Nitekim Araplar yüzle ilgili bir beyazlıktan söz ettiklerinde bu, bildiğimiz anlamda bembeyaz bir rengi değil "çil, siyah benek gibi kusurlardan uzak bir yüz"ü ifade etmektedir.47 "أَحْمَرُ=kırmızı" renge gelince, bazı rivayetlerde tek başına kullanılmışsa da48 pek çok rivayette bu kırmızılığı ifade için tarif biraz açılmış, "sanki hamamdan yeni çıkmışcasına al çehreli" benzetmesi yapılmıştır.49 Ancak bu tabir, Hz. İsa için bir renk ifadesi olarak değil "dupduru bir görünüm ve pırıl pırıl bir çehre"den kinâye olarak kullanılmıştır.50 Nitekim bir rivayette "güzel, parlak, temiz ve hoş" anlamındaki "وَضِيءٌ" kelimesiyle beraber kullanılması da51 bunu destekler. Hem mi'rac hem de nüzûl hadîslerinde çokça yer alan "إِلَى الْحُمْرَةِ وَالْبَيَاضِ"52 şeklindeki tavsifler ise, net bir kırmızılık ve beyazlığı ifade etmez.53 Buna göre Hz. İsa'nın yüz renginin "kırmızımtrak nûrânî beyaz" olduğu anlaşılmaktadır.

    Diğer taraftan Hz. İsa'nın yüz rengini bildiren ifadelerin hepsi renk anlamında olmayıp, bazısı güzel görünümü ifade için mecazen kullanılmıştır.54 Kalkaşendî'nin de belirttiği gibi kadın ve erkekte en güzel sayılan renk beyazdır, beyazın da en güzeli kırmızıya çalan beyazdır. Esmer de pek çoklarınca beğenilir ve esmerin yanak yumrularındaki kırmızılık caziptir.55

    Şu halde hadîs rivayetlerinde Hz. İsa'nın yüz rengini ifade eden bu tabirler, umumiyetle Hz. İsa'nın yaratılış itibariyle yakışıklı olduğunu belirten tabirlerdir ve birbiriyle çelişmek şöyle dursun, Hz. İsa'nın güzel yaratılışını vurgulayan unsurlardır. Diğer taraftan, bir insan belli ve sabit bir yüz rengine sahip olmakla birlikte görüldüğü ortama, açlık, üzüntü, sevinç, kızgınlık, hitabet gibi durumlara bağlı olarak yüzü farklı renk ve görünüm alabilir. Hz. İsa'nın rengiyle ilgili ifadelerin yer aldığı rivayetlerin üç farklı hadîs grubunda olduğu da düşünülürse, bu ihtimale kapı açık görünmektedir.

    Beyhakî'nin Delâilü'n-Nübüvve'sinde Hz. İsa'nın şemâiline ışık tutan şu hâdiseye yer verilir: Peygamberimiz'in mektubunu Herakliyus'a götürmekle görevlendirilen iki sahabiden biri olan Hişam b. Âs'ın anlattığına göre, Herakliyus kendileriyle görüştükten sonra yanlarına bir rahip katar. Onları bir mahzene indiren rahip, orada özenle saklandığı anlaşılan bazı insan resimleri gösterir ve bunların her birinin bir peygambere ait olduğunu söyler. Peygamberimiz'e ait olduğunu belirttiği resim, aslına oldukça uygundur. Resimlerden biri de Hz. İsa'ya aittir. Siyah örtü kalkınca, altından çıkan onun resmi şöyledir: Parlak bir tabloda genç bir insan.. siyah sakallı ve gür saçlı.. güzel gözlü, pırıl pırıl bir çehre..56 Hz. İsa'nın görünümüyle ilgili günümüz İncillerindeki şu tek anlatım da bu tabloyu hatırlatır: Hz. İsa, birkaç havarisiyle birlikte yüksek bir dağa çıktığında görünümü âniden değişmiş; yüzü güneş gibi parlamış ve giysileri göz kamaştırıcı bir beyazlığa bürünmüştür.57

    Diğer taraftan bazı rivayetlerde Hz. Salih (aleyhisselâm), Urve b. Mes'ûd ve Ebû Zerr gibi zâtlar ile Hz. İsa arasında benzerlik kurulmaktadır. Bir rivayete göre Hz. Salih "düz-sarkık saçlı" olması ve ten renginin "kırmızı-beyaz karışımlı" olması yönüyle Hz. İsa'ya benzemektedir.58

    Yine hem mi'rac hadîslerinin hem de nüzûl hadîslerinin bir kısmında Hz. İsa, Urve b. Mes'ûd'a benzetilmektedir. Mi'rac hadîslerinde "Sanki o, Urve b. Mes'ûd gibiydi"59 ifadesi yer alırken, nüzûl hadîslerinde ise "Gördüklerim içinde ona en çok benzeyeni Urve b. Mes'ûd'du."60 denmiştir. Hz. İsa ile Urve b. Mes'ûd arasındaki benzerlik yönünün ne olduğuna dâir kaynaklarda hemen hiçbir bilgiye rastlamıyoruz. Ancak Münâvî, önce her ikisi de kavimlerini hidayete davet ettikleri için birinin katledildiğine, diğerinin de katline teşebbüs edildiğine dikkat çeker. Daha sonra, hadîsten peygamberlerin ve meleklerin başkalarına benzetilebileceği hükmünü de çıkaran Münâvî, yapılan teşbihin sûret itibariyle olduğunu da ekler.61 İbn Ebî Şeybe'nin naklettiği mevkuf bir rivayette "Dıhye, Hz. Cebrail'e", "Urve de, Hz. İsa'ya" benzetilmektedir.62 Bu rivayet, Hz. İsa ile Urve b. Mes'ûd hakkındaki teşbihin sûret itibariyle olduğunu destekler. Ancak onun şekl ü şemâili bizlere ulaşmamıştır.63

    Şu hâlde söz konusu rivayetlerdeki benzetme, Hz. İsa'yı tarif konusunda ancak Urve b. Mes'ûd'u tanıyan bir insana fikir verebilir. Urve b. Mes'ûd'un şemâilini bilemeyenler için ise, Hz. İsa'yı tarif edici olmaktan uzaktır. Tam tersi yani Hz. İsa'ya ait özellikleri anlatan hadîslerden Urve b. Mes'ûd'un şemaili hakkında fikir sahibi olmak mümkündür.

    Hz. İsa ile arasında benzerlik kurulan bir diğer sahabi ise, Ebû Zerr'dir. Ondan "Meryem oğlu İsa'nın benzeri" şeklinde bahsedilmiştir.64 Bu benzerlik daha ziyade Hz. İsa'nın fazileti ve zühdüyle ilgili kabul edilmişse de, "Dış görünüş ve ahlâk yönüyle Hz. İsa'nın bir benzerini görmek isteyen varsa, Ebû Zerr'e baksın."65 şeklindeki bir başka rivayetten, Ebû Zerr ile Hz. İsa'nın dış görünüş itibariyle de birbirine benzedikleri anlaşılmaktadır.

    e) Netice
    Görüldüğü gibi şemâil bakımından Peygamber Efendimiz'le ortak yönleri bulunan Hz. İsa'nın beden özelliklerini topluca zikretmek gerekirse şöyledir: Uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, sağlam yapılı ve kuvvetli bir bedene sahip, karnı göğsüyle aynı hizada, göbekli değil.. genel durumu itibariyle hafif dalgalı vaziyette olan gür saçları kulak memesini kapatıp yanlardan aşağı sarkmaktadır; omuzlar üzerine yayılmayıp enseden omuzlar arasına değer vaziyette ve bakımlı-güzel bir görünüme sahip olan bu saçlar kendisine çok yakışmış durumda.. güzel gözlü ve keskin bakışlı.. siyah sakallı.. bembeyaz ya da karayağız değil, "sanki hamamdan yeni çıkmışcasına" benzetmesinde de görüldüğü gibi daha çok kırmızımtrak nûrânî beyaz.. dupduru görünümlü ve pırıl pırıl çehreli.. netice olarak boyu-posu, endamı, saçı ve yüzü itibariyle oldukça yakışıklı ve güzel bir görünüme sahip şanlı bir Nebî, ülü'l-azm bir peygamber.

    * Araştırmacı - Yazar
    acetinkaya@yeniumit.com.tr


    Dipnotlar
    1. Bkz.: Nisâ, 4; 165; Şûrâ, 42; 13.
    2. Buhârî, "enbiyâ" 48; Müslim, "fedâil" 143-145.
    3. Bakara, 2; 87, 136, 253; Âl-i İmran, 3; 84; Nisâ, 4; 163; Mâide, 5; 46; Şûrâ, 42; 13; Hadîd, 57; 27.
    4. Saf, 61; 6.
    5. Buhârî, "enbiyâ" 48; Müslim, "fedâil" 143-145.
    6. Bkz.: Meryem, 19; 30-36.
    7. Gülen, Fethullah; Sonsuz Nur-1 133.
    8. Buhârî, "enbiyâ" 24; Müslim, "îmân" 266-278.
    9. Buhârî, "libâs" 68; Müslim, "îmân" 273-277.
    10. Buhârî, "enbiyâ" 48; Müslim, "fedâil" 143-145.
    11. Ebû Dâvûd, "melâhim" 14; Ahmed b. Hanbel, II, 406.
    12. İbnü'l-Esîr, Nihâye II, 190; Nevevî, Şerhu Müslim II, 224.
    13. Buhârî, "menâkıb" 23; Müslim, "fedâil" 91.
    14. Taberânî, Kebîr XXII, 155; İbn Sa'd, Tabakât I, 422.
    15. Buhârî, "enbiyâ" 48; Ahmed b. Hanbel, I, 296.
    16. İbnü'l-Esîr I, 275; İbn Manzûr, Lisânü'l-arab "ج ع د" mad.
    17. Nevevî II, 235; İbn Hacer, Fethu'l-bârî VI, 486.
    18. Ahmed b. Hanbel, I, 374; Ebû Ya'lâ, Müsned V, 108.
    19. Zemahşerî, Fâik I, 117; İbnü'l-Esîr I, 137.
    20. Taberânî, Kebîr XXII, 155; İbn Sa'd I, 422.
    21. Münâvî, Feyzu'l-kadîr V, 78.
    22. Buhârî, "libâs" 68, "ta'bîr" 11; Müslim, "îmân" 273.
    23. İbnü'l-Esîr IV, 273; İbn Manzûr "ل م م" mad.
    24. Buhârî, "enbiyâ" 48; Müslim, "îmân" 274.
    25. Müslim, "fedâil" 92; Tirmizî, "libâs" 4.
    26. Taberânî'nin bir rivayetinde, Hz. İsa'nın başından yağ damlıyor gibi olduğu da belirtilmiştir. Taberânî, Kebîr XI, 73.
    27. İbn Abdilberr, Temhîd XIV, 190; Nevevî II, 233.
    28. Müslim, "fiten" 110; Tirmizî, "fiten" 59.
    29. Ebû Dâvûd, "melâhim" 14; Ahmed b. Hanbel, II, 406, 437.
    30. Kütüb-i Tis'a dışındaki bazı rivayetler için bkz.: İbn Ebî Şeybe, Musannef VII, 499; Taberânî, Kebîr XI, 73.
    31. İbnü'l-Esîr II, 334; İbn Manzûr "س ب ط" mad.
    32. Buhârî, "enbiyâ" 24, 48; Müslim, "îmân" 266.
    33. Ahmed b. Hanbel, I, 374; Ebû Ya'lâ V, 108.
    34. İbnü'l-Esîr I, 275; İbn Manzûr "ج ع د" mad.
    35. Keşmirî, Tasrîh s.301 (dipnot).
    36. İbnü'l-Esîr I, 275; İbn Manzûr "ج ع د" mad.; Nevevî II, 235. Dokuz temel hadîs kitabında (Kütüb-i Tis'a) Hz. Mûsâ hakkında beş, Hz. İsa hakkında yedi, Deccal için ise on dokuz yerde yerde geçen "جَعْدٌ" kelimesi; Deccal için geçtiği yerlerde genelde "جَعْدٌ قَطَطٌ=çok aşırı kıvırcık" şeklinde bir kayıtla belirtilmiştir.
    37. Buhârî, "enbiyâ" 48; Müslim, "îmân" 274.
    38. Ahmed b. Hanbel, III, 240; Ebû Ya'lâ VI, 319.
    39. İbnü'l-Esîr II, 203; İbn Manzûr "ر ج ل" mad.
    40. Buhârî, "menâkıb" 23, "libâs" 68; Müslim, "fedâil" 94, 113.
    41. Ahmed b. Hanbel, I, 374; Ebû Ya'lâ V, 108.
    42. Ahmed b. Hanbel, I, 374; Ebû Ya'lâ V, 108.
    43. Buhârî, "enbiyâ" 48; Müslim, "îmân" 275, 277.
    44. Buhârî, "îmân" 273, 274; Muvatta', "sıfatü'n-Nebî" 2.
    45. Ahmed b. Hanbel, I, 374; Ebû Ya'lâ V, 108.
    46. Taberânî, Kebîr XXIV, 433.
    47. Zemahşerî III, 336; İbnü'l-Esîr I, 172, IV, 282.
    48. Buhârî, "enbiyâ" 48; Ahmed b. Hanbel, I, 296.
    49. Buhârî, "enbiyâ" 24, 48; Müslim, "îmân" 272.
    50. Nevevî II, 232; İbn Hacer VI, 484.
    51. İbn Ebî Şeybe VII, 498.
    52. Mi'rac hadîslerinde: Buhârî, "bed'ü'l-halk" 7; Müslim, "îmân" 267. Nüzûl hadîslerinde: Ebû Dâvûd, "melâhim" 14; Ahmed b. Hanbel, II, 406.
    53. Münâvî IV, 7.
    54. İbnü'l-Esîr II, 399; İbn Hacer V, 493.
    55. Kalkaşendî, Subhu'l-a'şâ II, 6.
    56. Beyhakî, Delâil I, 384-391; İbn Kesîr, Bidâye II, 328; İbn Hacer VIII, 219. İsmail b. Muhammed el-Esbehânî, farklı olarak sakalının olmadığını söyler. el-Esbehânî, Delâil I, 94.
    57. Y.Ahit, matta 17:2; markos 9:2-3.
    58. Hâkim II, 616.
    59. Müslim, "îmân" 271, 278; Tirmizî, "menâkıb" 12; Ahmed b. Hanbel, II, 528, III, 334.
    60. Müslim, "fiten" 116; Ahmed b. Hanbel, II, 166, III, 334.
    61. Münâvî III, 517. Ayrıca bkz.: Keşmirî, Tasrîh s.127.
    62. İbn Ebî Şeybe VI, 395.
    63. Yardım, Ali; Peygamberimiz'in Şemâili s.68.
    64. Tirmizî, "menâkıb" 35; Bezzâr, Müsned IX, 457.
    65. İbn Ebî Şeybe VI, 388; Taberânî, Kebîr II, 149.





    Bu sayfa hakkında yorum ekle:
    İsmin:
    Mesajınız:

    azizyilmazcom.tr.gg
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=