• Ana Sayfa
  • Hakkimizda
  • Üye Olun
  • Ziyaretçi Defteri
  • Forum
  • İletişim
  • Görsel Eğitim Setleri

  • _______________

    ZiyaretÇi BilgileRi 

    Bilgileriniz 

    » Bu sitemizi ziyaretin.

     

     

     

     

     

    PAYLAŞINN..!

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Paylaşıyorum

    Tat Duyusu

    İnsan Denen Meçhul–29 (Tat Duyusu)

    Prof.Dr. Arif SARSILMAZ

     

    Allah'ın (celle celâlühü) ihsan ettiği milyonlarca nimetin başında gelen gıdaların kıymetinin takdir edilmesi ve canlılığın sürdürülebilmesi için, onların yenildikten sonra sindirilmeleri gerekir. Sindirim faaliyetinde gerekli enzim ve asitlerin salgılanmasına hazırlık yapılmasında, gıdaların tadının alınması mühimdir. Gıdaların tadını almak, onları İhsan Eden'e karşı şükür borcunun hatırlanmasına vesiledir. Bitki veya hayvan kaynaklı bütün gıdaların, yapıldıkları organik moleküllerin cinsine ve terkiplerine göre farklı farklı tatları vardır. Aynı elementlerden yapılmış olmasına rağmen, atomların dizilişindeki hususi tercihlerden dolayı organik moleküller ağza alındığında, beyin idrak sisteminde tatlı, acı, ekşi ve tuzlu olarak isimlendirilebilecek hisler uyanır. İnsanın, kayısı ile şeftaliyi, erik ile kirazı veya vişneyi birbirinden ayırabilmesinin en önemli sebebi, onların görüntülerinden ziyade sahip oldukları kimyevî yapıdır.

    Tat duyusunun alınması için, dilin üzerine çok hususi yapıda alıcı (receptör) sinir uçları yerleştirilmiştir. Tomurcuklar şeklinde çıkıntılar yapan bu alıcıların değişik tipleri dilin farklı bölgelerine hikmetli şekilde yerleştirilmiştir. Tatlı maddeleri hissedecek potansiyele sahip alıcılar, dilin yan kenarlarına ve ön kısmına, tuzluluğu hissedecek olanlar orta kısmına, ekşi ve acı maddelere hassas alıcılar da, arka kısmına yerleştirilmiştir.


    Tat tomurcuklarının yüksekliği 30–70 µm, çapları ise 25–40 µm arasında değişir. Bir tomurcukta sayıları 10–50 arasında değişen alıcı hücreler yer alır. Ağza alınan enva-i çeşit maddenin kimyevî hususiyetleri yanında, sıcak-soğuk gibi tesirleriyle ortaya çıkan tahriş ediciliği sebebiyle harap olup ölen alıcı hücreler, yaklaşık on gün içinde yenilenir. İhtiyarların; "Hiç ağzımın tadı yok!" veya "Yediklerimin tadını alamıyorum!" gibi zaman zaman yaptıkları şikâyetlerin temel sebebi, dildeki tat tomurcuklarının sayısının yaşlandıkça azalmasıdır. Genç bir insanın dilinde 9.000 kadar tat tomurcuğu bulunurken, yaşlı birinde bu sayı 4.000 kadardır. Tat tomurcuklarının bir araya getirilmesiyle mantar veya yaprak gibi şekillerde daha büyük birimler (papilla) organize edilir. Bir mantar şeklindeki papillada (papillae fungiformes) 3–4, yaprak şeklindeki papillada (papillae foliatae) 50, uzunca set veya bent şeklinde dizilmiş papillada (papillae vallatae) da 100'den fazla tomurcuk bir arada bulunur. Bu papillaların sayısı da değişiktir. Ergin bir insanda 200–400 mantar papilla, 15–20 yapraksı papilla, 7–12 kadar da set şeklinde papilla bulunur. Bunların dışında tat almadığı hâlde, gıdaların yumuşaklık ve sertliğini hissetmeleri için yaratılmış ipliksi (papillae philiformis) tomurcuklar, mekanik alıcı olarak iş görür. Böylece ısırılan gıdanın ne olduğunu tanımada tat dışında yeni bir bilgi kaynağı olarak beyne sinyaller gönderilir.

    Dört tip ana tat (tatlı, acı, ekşi, tuzlu) bilinir ve bütün lezzetler bunların farklı konsantrasyonlardaki terkiplerinden meydana gelir. Herhangi bir tadın hissedilebilmesi için, gerekli en az miktar veya eşik değer 1016 molekül/ml'dir. Diğer bir tabirle bir mililitrede 10.000.000.000.000.000 (on katrilyon) molekül olduğunda, o maddenin tadı hissedilebilir. Maddelerin miktarıyla tadının hissedilmesi kıyaslandığında, dilin en hassas olduğu maddeler sırasıyla acılar, ekşiler, tatlılar ve tuzlular şeklinde dizilir. Bir litre suda 0,005 gram kininsülfat (acı), 0,01 gram tuzruhu (ekşi), 0,2 gram glikoz (tatlı) ve 1 gram tuz (tuzlu) hissedilir.

    Bazı maddelerin konsantrasyonlarına bağlı olarak, uyandırdıkları tat hissi farklı olabilir. Sodyumklorür (NaCl) ve Potasyumklorür (KCl) gibi maddeler bu tiptedir. Bir litredeki molekül yoğunluğu cinsinden ifade edilirse, yoğunluğa bağlı hissedilen tatlar Tablo 1'deki gibidir.




    Bazı tatların iki veya üç farklı biçimde hissedilmesi, tatların şahısların hususi tat algılarına göre izafî olarak değiştiğini göstermektedir. Alışkanlıklar ve yetiştirilme tarzları bazı tatların hissedilmesinde kısmî farklılıklar meydana getirebilmektedir.

    Allah'ın insana ihsan ettiği çeşitli gıdaların tatlarının alınması için dile yerleştirdiği her biri sanat eseri olan tat tomurcukları ve bunların gördüğü vazifeler, kör tesadüflerle izah edilebilir mi? Gıdaların çekici olması için, onlara nakşedilen çeşitli tatlarla, dile yerleştirilen tat alıcılarının arasındaki âhenk, akılsız meyvelerle, şuursuz hücrelerin anlaşmasına verebilir mi? Gıdaları tatsız yaratıp, dile bu hassayı vermenin veya dili tat alma duyusundan mahrum yaratıp, gıdaları en güzel tatlarla donatmanın bir mânâsı olur muydu? Bu soruların cevabını hakkıyla vermek için, ağza alınan bir nimeti yutmadan önce tefekkür etmek gerekir.






    Bu sayfa hakkında yorum ekle:
    İsmin:
    Mesajınız:

    azizyilmazcom.tr.gg
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=